Yüksek sadakat tutkunlarının internetteki adresi...
This is a discussion on vintage receiverlar within the Stereo Amfiler forums, part of the Amfiler category; arkadaşlar herkese slm. ben araştırmaktan bıktım artık. sonunda türkçe cevap alabileceğim bir site çıktı. benim sorum pioneer-marantz markalarının 1970 li ...
| |||||||
| Kayıt | SSS | Üye listesi | Takvim | Arama | Bugün gönderilen mesajlar | Bölümü okunmuş olarak işaretle |
| | #1 (permalink) |
| Junior Member Katılım tarihi: Dec 2006
Mesaj: 1
| arkadaşlar herkese slm. ben araştırmaktan bıktım artık. sonunda türkçe cevap alabileceğim bir site çıktı. benim sorum pioneer-marantz markalarının 1970 li yıllarda üretilen receiverları hakkında. bunlar değerlimidir. sesleri çok mu kalitelidir. özellikle marantz 4400 ü merak ediyorum. almaya kalktığımda 1000 dolar üzeri fiyatlar veriliyor. 4400 e ise 3000 dolara kadar isteyen war. bunlar bu paraları hakedermi yoksa sadece nostaljik eşyamıdır. unutmadan birde hh scott nasıl bir markadır yada markaydı? teşekkürler şimdiden. |
| | |
| | #2 (permalink) |
| Administrator Katılım tarihi: Mar 2006 Bulunduğu yer: Ankara
Mesaj: 558
| Merhaba. Aramıza hoşgeldiniz; Marantz 4400, 22xx, 23xx... Pioneer SA ve SX serisi vb... modeller artık klasik değeri olan; belli bir ses anlayışını temsil eden (bu yönüyle, şu anda da benzeri olmayan) modellerdir. Halen bu seslerin tüm dünyada fanatikleri mevcut ve gerçekten iyi korunmuş, temizleri yurt dışında da yüksek fiyatlarla (bizdeki kadar olmasa da) satılmaktadır. Tabi ki performansları, öyle erişilmez değil. Ancak dediğim gibi dönemine has, kendine özgü sesleri nedeniyle kişilerin seçimi olabilirler. Scott'ın, ss'in yanı sıra, lambalı modelleri de vardı sanırım; döneminin iyi markalarından olduğunu biliyorum ama çok da fazla bilgim yok malesef. Selamlar.
__________________ "Quality is a constant state of mind. It is a matter of passion and experience. Not a matter of standards… Technology is not an end in itself. The pleasure found in listening must be our only guide." Yves-Bernard André |
| | |
| | #3 (permalink) |
| Junior Member Katılım tarihi: Aug 2009
Mesaj: 23
| Geç bir yanıt, ama belki sohbeti canlandırır: Gururlu bir "blackface" Marantz 2285b sahibiyim. Çok yakında ona bir de "blackface" 2238 kardeş getiriyorum. Ben olsam 2285b'nin sesini "kendine özgü" olarak tanımlamazdım; aslında nötre yakın fakat az biraz sıcaklığı olan bir receiver'dır. JBL L100'lerle son derece tatminkar bir ses alıyorum. Dijital sürücülerin ve media player'ın "dijitalliğini" ortaya çıkaran L100'ler, 2285b'nin sıcak sesiyle dengeleniyorlar. (Bilirsiniz, JBL'in eskileri her ne kadar uyumlu kolonlar da olsalar, güç isterler. Marantz'ın 2x85 gerçek Watt'lık çıkışı bu kolonları canlandırıyor.) Aynı şekilde, Pioneer SX-*** serisinin büyükleri (SX-750 ve üstü), Sansui'nin 8080 ve üst kodlu receiver'ları, Rotel'ler vb. dinlenen müziğe göre insanı alıp ayrı dünyalara götürebilir. Vintage receiver almak için nedenler: 1- Büyük elektronik markalarının 1970'lerdeki kapışmaları, "sound wars" olarak bilinir. Her ay yeni ürünler çıkıyordu piyasaya; hangi markanın daha güçlü, daha sağlam, daha güzel ve daha gerçek tınılı ürün yapacağı belli olmuyordu. Bu yüzden birçoğumuzun yaşında, hatta bizden daha yaşlı olan birçok receiver günümüzde de minimal bakımla harika ses verir. (Ha, bu cümleye güvenip vintage diye o zamanın tapon mallarından almamak gerekir tabii.) Bu yüzden, çok daha fazla paraya yeni bir amplifikatör veya receiver almaktansa temiz vintage almayı yeğleyen çoktur. 2- Temiz ve kaliteli vintage elektronik ürünler, sağlamlıkları nedeniyle aynı zamanda yatırımdır. Unutmayın: 1980 sonrası üretilen bol plastikli, bol metalik boyalı ürünlerden söz etmiyoruz. Yine 1980'lerde üretimi Uzak Doğu'nun bilinmeyen köşelerine kaydırılıp kalitesi düşürülen, son kullanma tarihi belli mallardan da söz etmiyoruz. 40 yıla yakındır canavar gibi çalışan ve 40 yıl daha çalışacak aletler bunlar! Eğer fiyat-kalite karşılaştırması yaparsanız, aynı fiyata alacağınız birçok güncel üründen çok daha rantabl olduklarını görürsünüz. Üstelik, bu ürünlerin yenisi yapılmadığı için fiyatı otomatik olarak artar. ![]() 3- Eski receiver'ların görüntüsü harikadır. Eğer benim gibi müziği "izlemeyi" seviyorsanız, o zaman karartılmış salonunuzda hafif ışık saçan, estetik tasarımlı, metal yüzü pırıl pırıl bir ampliyi veya receiver'ı yeğlersiniz. Lambalı ampli sahiplerini tenzih ederim tabii, ama günümüz ürünlerinin çoğunda bu havayı yakalamak son derece zor. 4- Eski receiver'lar, eski Land Rover'lara benzer: elinden biraz iş gelen biri herhangi bir sorunla karşılaşırsa kendi tamirini kendi halledebilir. Bilgisayar desteği, yazılım, dijital teknoloji gibi kafa karıştırıcı dertlerle uğraşılmaz. Parçaları genellikle ucuzdur, böylece asla ıskartaya çıkmazlar. Diyelim ki "ölmüş, bitmiş" denen bir receiver aldınız ve içini açıp 50 küsür kapasitör değiştirdiniz. O receiver doğru parça seçimiyle çok düşük bir meblağa yine ilk performansına ulaşır. 5- Vintage elektronik, vintage otomobil gibidir - ama çok daha ucuzdur. Yeni ürünlerden daha insanidir: tarihi vardır, tasarım ekibi bellidir. Bu yüzden size bir şeyler öğretir. HPM-100'ün model isminin JBL L100'e gönderme olarak seçildiğini, JVC'nin Japanese Victory Components'in kısaltması olduğunu, Pioneer firmasının 1938'de bir radyo ve hoparlör tamir dükkanında kurulduğunu bilirsiniz.Vintage ekipman insani yanları olduğu için teknoloji kokmaz, aksine bazılarının metal-ahşap karışık tasarımı, bazılarının ışıkları ve hemen hepsinin sıcak sesi ile yoldaş gibidir - üstelik bakımı bir Golden Retriever'dan çok daha ucuz ve kolaydır. ![]() Devam edeyim mi? |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Administrator Katılım tarihi: Mar 2006 Bulunduğu yer: Ankara
Mesaj: 558
| İyi ki canlandırdınız. Okurken şahsen keyif aldım. 1 no’lu maddede tarif ettiğiniz gruba dahil biri olarak mesajınızda katıldığım çokça konu var. Marantz California ürünlerinin ve dönemin birçok cihazı için belirttiğim "ses anlayışı" ifadesi zaten cümlenizin devamında sizin de değinmiş olduğunuz bana göre kendine özgü "sıcaklıklarından" ötürü. Tabi devre tasarımları dışında, teknik olarak bakarsak, “kendine özgü” oluşlarının bir diğer sebebi de, bileşenlerin, şimdiki gibi piyasada belli üreticilerden temin edilen değil; firmaların kendi üretimi komponentler olması. Örneğin tüm Marantz California ürünlerinde firmanın kendi üretimi metal kılıf transistörleri bulunuyor. Oysa şimdiki güncel Marantz ürünlerine bakarsak –diğer çoğu markanın da kullandığı- çoğunlukla Toshiba, ya da Sanken vs.. transistörleri görmemiz mümkün. Transistörün sesin karakteristiğini oluşturan en önemli komponentlerden biri olduğunu hesaba katarsak, zaten neden "kendine has" sesi olduğu konusuna bir miktar daha açıklık gelmiş oluyor diye düşünüyorum. Onarım konusunda, eğer maksat cihazın çalışması ve ayakta kalması ise, evet... genel malzeme ve üretim kalitesinin de artılarıyla belli müdahalelerle “çalışır”, yaşar... ancak, cihazın orjinal sesine sadık bir onarım yapılmak istenirse iş pek de kolay değil bence. Parça sıkıntısı yaşanıyor. En basitinden yine yukarıdaki transistör konusu. Yakın zamanda bir çift canavarı şahlandıracağım ve restorasyon sürecini modifiye bölümünde de yayınlamayı planlıyorum kısmetse.
__________________ "Quality is a constant state of mind. It is a matter of passion and experience. Not a matter of standards… Technology is not an end in itself. The pleasure found in listening must be our only guide." Yves-Bernard André |
| | |
| | #5 (permalink) |
| Junior Member Katılım tarihi: Aug 2009
Mesaj: 23
| Şimdiden ellerinize sağlık! Bir çift canavar hakkında ipucu var mı? ![]() Belki vintage elektroniği bu kadar övdükten sonra şimdi yazacağım çelişkili, hatta ayıp gelebilir ama kesinlikle orijinal (veya resmen kabul edilmiş muadil) olması gereken çıkış transistörleri dışındaki parçaları Türkiye'den, o olmazsa yabancı tamirci-modifiyecilerden temin etmek mümkün. Vintage arayanların (özellikle hoparlörlerde) karşılarına çıkan sorun şu: ürünün estetik kondisyonu önemli olduğu için, eğer görüntüsünü bozacak bir çiziği, kırığı, eksik butonu vb varsa "façalı ürün" fiyatından daha fazla kazanmak için parça parça satılıyor. parçalar tek tek satıldığında tabii ki ürünün bütününden daha fazla para getiriyor. Ancak bu, orijinal parça arayanların işini kolaylaştırıyor tabii! ![]() (Emin olmadığım bir bilgi: sanırım parçası/muadil parçası en kolay bulunan marka hala Pioneer.) Not: İlk mesaja geç yanıttır: Scott'un el değiştirdiği '70ler ortasından itibaren çoğu ürününe yalnızca uzaktan bakmakta fayda var. |
| | |
| | #6 (permalink) |
| Administrator Katılım tarihi: Mar 2006 Bulunduğu yer: Ankara
Mesaj: 558
| Teşekkür ederim. İpucu, Bob Carver.
__________________ "Quality is a constant state of mind. It is a matter of passion and experience. Not a matter of standards… Technology is not an end in itself. The pleasure found in listening must be our only guide." Yves-Bernard André |
| | |
| | #7 (permalink) |
| Junior Member Katılım tarihi: Aug 2009
Mesaj: 23
| Hi-fi dünyasının sansanyonel isimlerinden Bob Carver ağabeyimizin isminin geçtiği projeler gerçekten de "şahlandırma" fiiliyle ne kadar uyumlu! Hatta kavgalar, mahkemeler, dedikodular, entrikalar vb söz konusuysa bir Bose, Bir de Bob Carver'ı sayabilirim. (Bu konular kendi başlıklarını hak eder gerçi.)Gerçi Bob Carver'ın çok ürünü var ama üzerinde uğraşılmış bir (kötü bakışlı) M- veya (zarif) TFM- serisi güç amplisi ve bir HFM receiver sahiden çok yakışıklı durur. ![]() Dikkat: yazının buradan sonrası son derece "bence"dir. Demiştim ya, müziği "izlemeyi" seviyorum. Günümüz tasarımları arasında gözüme hoş gelenler ne yazık ki çok az. Hele ses kalitesi yükseldikçe minimalleşen tasarımlar için ancak "yazık" diyorum. Müzik dinlemeye zaman ayıran insanlar için dinleme mekanlarının bir çeşit "sunak" olduğunu düşünüyorum. Orada toz olmaz, tertemizdir. Component'lar sanki gönyeyle yerleştirilmiştir; ekipçe, ama bireyselliğe saygılı bir mesafe gözetilerek ayrı ayrı, disiplinli bir orkestra gibi dururlar. Gözün önünde müziğin insanı götüreceği dünyadan bir şehir panoraması gibi sağlam, ışıl ışıl yayılırlar. Aynı zamanda orası minik bir sanat galerisidir; eklenen, zaman ve para ayırılarak aranmış, bulunmuş her elektronik ürün tasarımı üzerinde konuşulabilir bir üründür. Biliyorum, bu sitenin adı AUDIOPHILEmania, ama ara sıra alçakgönüllü, müziğin sesin önüne geçtiği bir sistemciğe de zaman ayırmakta fayda olduğunu düşünürüm. Örnek verecek olursam, çoğu hala 1960-70'ler dinleyen arkadaş grubum geldiği zaman dinlemek üzere bir çift kolonum var: kocaman bir çift Sony SS-U530. Zamanında wooferlarına tav olarak çok ucuz bir fiyata satın almıştım onları. Görüntüyü daha "canavar" yapmak için üzerlerini siyah vinyl ile kapladım, kenarlarına eski PA sistemlerinde kullanılan alüminyum profil çektim, yine eski ekol köşebentler taktım ve şimdi bir çift parti kolonum var. Hiçbir çekilde "flat" bir ses vermiyor bunlar. İçlerini sünger ve elyafla doldurup port'u uzattığım için baslar son derece "bas"kın. Mid ve tizlerse kendini ezdirmiyor diyelim. Ha, bu kolonları başkasıyla değiştirmeyecek miyim? Tabii, ama acelem yok. Küçük tweak projemi bitirdim, zevkini çıkarıyorum şimdilik.Üstelik Ekim ayında alacağım (ve başka bir parti süsü olan) SX-1080'le de bir dinlemek istiyorum onları. |
| | |
| | #8 (permalink) |
| Junior Member Katılım tarihi: Oct 2009
Mesaj: 3
| merhabalar amfi sorunlarıyla ilgili nereye yazmam gerektiğini bilememekle beraber burayı uygun gördüm. geçen gün aldığım pioneer sx-300 amfinin function knobunda bir sorun var phono ya getirildiğinde ses bir türlü tam oturmuyor ya kendi kendine kısılıp açılıyor arasıra yada radyoda arama yapar gibi uygun sesin olduğu konuma ince ayar yaparak getirmek zorunda kalıyorum bu da bir işkenceye dönüştürüyor işi. acaba problem neden kaynaklanmaktadır ve nasıl çözülebilir. kısa zamanda cevap veren biri olabilirse çok sevinirim bir an önce kurtulmak istiyorum bu sorundan. bir de bu işi nerde çözebilirim güvenilir bir tamirci önerebilirmisiniz ya da kendim halledebilirmiyim teşekkürler |
| | |
| | #9 (permalink) |
| Junior Member Katılım tarihi: Aug 2009
Mesaj: 23
| SX-300... Sevimli minik Pioneer! Eğer sorun sadece function seçicisindeyse sizinki korkunç bir durum değil. Önce deoksitle temizle(t)meyi deneyin; bu sorununuzu çözebilir. Kötü ihtimalle, 1970'ler başı küçük bir Pioneer receiver'dan çıkma bir parçayla değiştirtmeyi deneyebilirsiniz... Tabii uyum için ufak bir araştırma gerekir yine de: her ne kadar Pioneer aynı parçaları mümkün olduğunca çok üründe kullanarak maliyeti düşürme yolunu seçtiyse de her şeyin bir sınırı var! Pioneer'lerin avantajı, çoğu ürünün parçasının (veya muadilinin) hala kolaylıkla bulunabilmesi. Zorlanacağınızı sanmıyorum.Eğer elinize daha önce havya aldıysanız, bu sorunu büyük olasılıkla kendiniz halledebilirsiniz. Pioneer'lerin içi görece basittir ve çoğunun şeması internette mevcuttur. |
| | |
| | #10 (permalink) |
| Junior Member Katılım tarihi: Oct 2009
Mesaj: 3
| öncelikle cevap için teşekkür ediyorum bu deoksitleme yönteminden biraz bahsedermisiniz ve daha önce elime havya almadım ve ne olduğunu da bilmiyorum (belki bir şekilde biliyorumdur) bu yöntemden biraz bahsederseniz kendim deneyebilirim halihazırda restorasyon bölümünde okumaktayım . bir de eğer değişmesi gerekirse bu değişmesi gereken parça hakkında bilgi verebilirseniz sevinirim tekrar teşekkürler |
| | |
![]() |
| |
| |
| Konu araçları | |
| Modları göster | |
| ||||
| Konu | Konuyu başlatan | Forum | Cevaplar | Son mesaj |
| SHERWOOD S-9910 Stereo Receiver Vintage 1977 | Spec-Op | Satış İlanları | 2 | 14-11-08 18:16 |
| satılık magnat vintage center 4 | marseille | Satış İlanları | 3 | 18-08-08 20:08 |
| Satılık Magnat Vintage 420 hoparlör | marseille | Satış İlanları | 12 | 18-08-08 20:08 |