AUDIOPHILEMANIA fORUM

AUDIOPHILEMANIA

Yüksek sadakat tutkunlarının internetteki adresi...



Anthony Gallo Hoparlör

This is a discussion on Anthony Gallo Hoparlör within the Stereo forums, part of the Hoparlörler category; Öncelikle yazı geş kaldığı için özür dilerim. Anthony Gallo incelemesinin dışında, yıllar önce başlamış bir tutkunun, kısa bir özetini yazmaya ...


Geri git   AUDIOPHILEMANIA fORUM > Hoparlörler > Stereo

Kayıt SSS Üye listesi Takvim Arama Bugün gönderilen mesajlar Bölümü okunmuş olarak işaretle


Cevapla

 

LinkBack Konu araçları Modları göster
Eski 07-11-06, 13:40   #41 (permalink)
Junior Member
 
Katılım tarihi: Oct 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 46
Mesaj: 24
Standart

Öncelikle yazı geş kaldığı için özür dilerim.

Anthony Gallo incelemesinin dışında, yıllar önce başlamış bir tutkunun, kısa bir özetini yazmaya çalıştım. Bir çoğunuzun bildiği şeyleri, yeni başlayanlar için tekrarladığım oldu, umarım faydası olur.

Forum, yazdıklarımı tek seferde kayıt yapamadığı için iki seferde yazdım.


Bundan yaklaşık 6 - 7 yıl önce iyi bir sistem almak için araştırmalara başladım. İşim gereği bilgisayarla uğraştığım için bildiğim markaların internet sitelerini dolaşarak bir fikir edinmeye çalıştım. O günlerde okuduğum bir dergide sayın Armağan Ak ve sayın Alan Hosman ın yazıları ilgimi çekti. Bisiklet merakım dan kalma kullanıcı izlenimlerini okuma alışkanlığım bana hi-fi konusundada yardımcı oldu. mtbreview.com adresini incelerken audioreview.com adresiyle tanışıp çok uzun geceler yorum okumaya başladım. Bu iş odukça zordu çünkü ingilizcem iyi deyildi ve okunacak çok yazı vardı. Bir kaç ay sonra elimde bir hayli döküman birikmişti ve sıra dinlemeye gelmişti. Şimdi bir çok arkadaş şunu merak edebilir bu kadar zaman okumaya gerek varmı ? Var. Çünkü bir çok üretici var ve herkes kendi ürettiği yöntemin en doğrusu olduğunu söylüyor ve bunu ispatlamak için kimi bilimsel, kimi bilimsel olmayan bir sürü deneyi sizin önünüze sunuyor. Ayrıca okuma sürecinde edindiğiniz bilgi sizin ileride fikir sahibi olmanızı sağlıyor. (Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamaz.) Gerçi kimse bu kurala aldırmıyor önce bir fikri oluyor sonrada hasbel kader birşeyler öğreniyor. Basit bir örnek vereyim. Doğru bir dinleti nasıl olmalıdır ? Sorusunu okuyup araştırarak öğrenebilirsiniz, öğrenmezseniz hanımların paralı günü tadında toplanırsınız, herkes odanın bir tarafından bir şeyler dinlemeye çalışır, hatta speaker lara 90 derece açıyla oturup kablo değişiminin sahne üzerinde yaptığı etki ile ilgili yorum yaparsınız. Tabi bu yorum sizin sanal dünyanızda bir anlam kazansada gerçek hayatta hi-fi fıkrası olmadan öteye gitmez. (Aslında amacım herhangi bir tartışma başlatmak deyil. Aksini savunan arkadaşları kahvemi içmeye ve yüz yüze tartışmaya beklerim.)
Konumuza dönecek olursak ilk iş olarak yanıma iki arkadaşımıda alıp Etilerdeki Akusta nın yolunu tuttuk. İçeri girdiğimde sayın Armağan Ak ında orada olduğunu görünce çok sevindim. Kendisiyle tanıştıktan sonra okuduğum yazısından bahsettim ve hi-fi ile ilgili ciddi anlamda birşeyler öğrenmek istediğimi, mümkünse alt modellerden B&W dinlemek istediğimi söyledim. Kendisi hemen içerdeki odanın hazırlanmasını istedi. Tabi bu arada Onca okuduğum şeyin gerçek hayatta karşıma çıkması büyük bir mutluluktu. Sayın Armağan Ak ders konusu olacak bir titizlikle odayı hazırlattı, yaklaşık yarım saat sistemin ısınmasını bekledik. Biz bu arada dışarıdaydık ve beklerken, sayın Ak çok uzun bir sürede öğrenebileciğim bilgiyi bütün samimiyetiyle, hem görece olarak çok ucuz bir speaker için, hemde almıyacağımı bilerek anlatması ve bunları anlatırkende her hangi bir marka yada model belirtmeden, sadece hi-fi nin mantığını, fiyat politikasını, tatmin olma duygusu ile hi-fi ilişkisini, yeni başlayan biri için izlenmesi gereken yolu, ticari bir çıkar gözetmeden sunması doğrusu beni çok etkiledi. Kendisi bu yazımı okurmu bilmem ama o gün yaşadığım deneyim için çok teşekkür ederim. Konuşmamıza tam ara vermişken görevli arkadaş odanın hazır olduğunu sayın Ak a iletti, kendisi bizden müsade isteyip sistemi kontrol etmek için demo odasına girdi ve bir kaç dakika sonra yanımıza gelerek herşeyin hazır olduğunu dinletiye başlıyabileceğimizi söyledi. Bekleme sırasında sayın Ak, dinleti yapılacak yerin yeterince karanlık olmasını, gürültüden yalıtılmış olmasını, dinleti yapacak kişinin speaker ları tam ortalayacak bir yere ve yalnız oturması gerektiğini belirtmişti. Zaten okuduklarımda bunun böyle olması gerektiğini yazıyordu.
Büyük bir heyecan içinde odaya girdik. İçerisi ancak etrafı şeçebileceğimiz kadar aydınlıktı, havada, deri döşeme ve yeni elektronik cihazlardan çıkan kokunun karışımı vardı. İki kişilik bir koltuğun tam ortasına oturdum arkadaşlarım yaklaşık 2 metre arkada başka bir koltuğa oturdular. Sayın Ak en içten tavrıyla rahatamamı ve arkama yaslanmamı istedi ve ardından ışıklar söndü.
Sanki başka bir dünyadan gelmiş gibiydi mono lambalı anfiler. B&W lar silüyet halinde dururken, karanlığın içinde sapsarı kevlar üniteler, sanki bizi izliyen, bu tanımadık dünyanın gözleri gibiydi, ve lambaların sarı sıcak ışıkarı arasında maviye çalan aydınlatmasıyla pre nin volüm düğmesi dönmeye başladı.
Nasıl anlatmalı bilmiyorum o anı. Önce yere dökülen bir un sesizli kapladı her yanı, sonra odanın içinde göremediğim biri, gitarın tellerine dokundu. Tam sesin nereden geldiğini anlamaya çalışırken bir kadın ve kadın olmanın bütün inceliği duyuldu. Sımsıcak ışıkların arasında, yarı gerçek yarı rüyada geçen bu an sayın Ak ın sesiyle bölündü; ses düzeyi yeterlimi ? Yeterli dedim.. yeterli. Sayfalar dolusu yazı, sarı bir alevin ortasında bir kadın sesinde şekilleniyordu.
Sahne büyük, arkası karanlık olmalıydı. Gövdeli ve sıcak bir sese, yeteri kadar parlak üstler eşlik ederken, baslar, sahip oldukları gücün ve kudretin sarhoşluğu içinde yayılmamalıydı. İşini bitirmiş bir org tamircisinin, tuşlara basarkenki dikkati ve tedirginliği, bütün detaylarıyla duyulmalıydı. Ve bir mucizeye tanıklık etmeliydik, herşey, ama her şey, tonmaysterin duydukları ile parmakları arasındaki, uzun, uykusuz, kuşkusuz, çıldırtıcı süreç kadar gerçek olmalıydı... Hepsi oldu.

Yeter demiştim ses düzeyi için ama, yetmez dedim sesizce, bir kaç on yıl dinlediklerim... Işıklar yandı.

Kendi hi-fi serüvenim içinde yeri çok önemli bir gün olmuştu. Ö gün Akusta da dinlediğimiz yaklaşık 70,000 $ deyerinde bir sistemdi işin komik yanı en ucuz bileşen speakerlardı 1900 $ civarında.
Evet yetmiyecekti dinlediklerim. O güne kadar dinlediklerimi, yeniden doğru bir sistemde dinlemek istiyordum ve seçenekler o kadar çoktu ki. Aylarca süren gezilerim sırasında çok samimi dostluklar kurdum. Kazandığım her yeni dostluk beraberinde yeni bilgileri getirdi. Şu an için forumlarda yazmayan ama yıllarını bu işe vermiş kendi deyimi ile, bir kaç tane iyi daire parası harcamış insanlarla tanıştım. Deyeri 100,000 $ üstünde sistemler dinledim misafir olduğum evlerde ve büyük paralara malolmuş tecrübeleri, ilk elden dinledim. Zaman içinde bilgi sahibi olmaya başladım. Bu sonu olmayan bir yol, zaten amaç sona ulaşmak deyil çünkü öyle bir son yok. Benim param var kardeşim en iyisi neyse sar ordan mantığı ise iyi bir mala sahip olmanızı değil, cebinizden iyi bir para çıkmasına neden olabilir. Bu konulara zaman içinde değinildi ama bütün samimiyetimle söylüyorum okadar pahallı ve o kadar kötü çalan sistemler dinledim ki zaman zaman moralim bozulmadı değil. Daha önce söylediğim gibi fikir sahibi olmak okadar kolay değil bilgi sahibi olmak gerekli.
Önce ve mutlaka sizi parasal anlamda sarsmıyacak, giriş seviyesi bir cihazı edinip uzun süre müzik dinlemeniz gerekli. Sabah akşam dolaşıp yarım yamalak birşeyler dinlemekle bir yere kadar fikir sahibi oluyorsunuz. Bu anlamda güvendiğiniz bir satıcıdan, daha sonra üst guruplara geçmenizde size yardımcı olacağı bir sistemi almanız gerekiyor. Ben öyle yaptım ve ilk cihazlarımı yeni evimize taşınınca aldım.

Speaker B&W DM603 S3
Anfi Rotel RC-03 pre
Rotel RB-03 power
Cdp Marantz 7200
SP Kablosu Kimber 8 TC
İnt. Kimber Timbre

Belki alışık olduğunuz bir inceleme olmayabilir yazdıklarım. Size bana yaşattığı deneyimi, bende uyandırdığı etkiyi yazsam sanıyorum daha doğru olacak. Akusta da yaşadığım deneyimi nasıl ki yıllara rağmen unutmamışsam bu gün gibi aklımdaysa sanırım doğru olan yol bu. Oysa o gün dinlediğim sistemi aradan bunca zaman geçtikten sonra bu gün dinlediğim bir sistemle kıyaslamam sanırım önce kendimi sonra sizleri kadırmak olur. Şimdi dinlediğim sistemi ise sizlere anlatmam sanırım işin benim için en zor yanı. Yukarıda yaşadığım ilk deneyim den sonra defalarca beni etkileyen ve referans noktası olacak dinletiler yaptım. Sahip olduğum sistemi bazen 10 saatin üzerinde ve hergün dinledim. İşin sırrıda işte bu uzun soluklu dinletilerden geçiyor. Teorisi; okumadan, başkalarının deneyimlerini paylaşmaktan, zaman zaman tartışmaktan oluşsa da, pratikte dinlemek gerekiyor. Zaman içinde dinlediklerinizi değerlendirebilme yetisi kazanıyorsunuz ve en önemlisi neyi isteyip neyi istemediğinizi belirliyorsunuz. İşte bu istediğinizi aramak için yola çıktığınızda size yardımcı olacak elemanlar ; uzun soluklu dinletiler, günlerce okunmuş ve bir okadar konuşulmuş şeylerin sizin dağarcığınızdaki birikimi oluyor.
Bu öğle bir dünya ki, en iyi, en güzel, en doğal, en başarılı diye bir şey yok. Bir çok güzel, bir çok iyi var ve bunların arasından seçim yapmak, sizin bilginiz, birikiminiz, zevkleriniz ve en önemlisi ekonomik yeterliliğiniz ile ilgili. Mutlu hi-fi ci yoktur cümlesini sanırım hepiniz duymuşsunuzdur. Harcanan para ne kadar büyük olursa mutsuzluk da o kadar artıyor, çünkü beklentileriniz büyüyor. Ne kadar doğru bilgiyle donatılırsanız harcanan paranın ve emeğin karşılığı da odenli fazla mutluluğa dönüşüyor.
Günlerce süren dinlemelerin ardından bende kendime bir marka ve model belirledim. Bu speaker için B&W anfi için bütçeme uygun bir lambalı ve sisteme alabileceğim en uygun cdp ve kablolar olacaktı. B&W değişmez bir markaydı benim için. Dünyanın en iyi speakerı olduğu için değil, dünyada en çok sevdiğim speaker olduğu içindi bu! (Aranızda beni 5 -6 yıldır tanıyan arkadaşlar var bilirler B&W ya olan düşkünlüğümü.) Ya 804 alacaktım yada 703. 804 lerin bas performansını beğenmediğim için; yeni çıkan 703 leri tercih ettim. (804 S olan modeli değil) Speakerları alırken gösterdikleri ilgiden dolayı sayın Okan ve Ertuğrul beye çok teşekkür ederim.
Her zaman olduğu gibi internette dolaşırken Timpani ile tanıştım, lambalı bir anfi arayışım olduğu için prima luna lar ilgimi çekti ve birkaç gün bu anfiler hakkında bilgi topladıktan sonra Prologue 1I almaya karar verdim. Marantz 7200 cdp yerinede gene Marantz MK III ü tercih ettim. Kabloları ise bir çok denemeden sonra sisteme en iyi ecosse ve kimber ın uyumlu olduğuna karar verdim.
Her şey tamam, herşey hazırdı yaklaşık 300 saat sonra sistem gelişimini sürdürüyordu. ( Üreticiler 100 - 300 saat pişme süresi verselerde ben en az 600 saat gerektiğine inanıyorum.) Bu arada odanın camlarına store yaptırdım ve beni ciddi anlamda yoran fakat bütün uğraşlarıma değen bir toprak hattı yaptım.
Gene uzun soluklu dinletiler başladı. 600 saat geçildiğinde, sistem beklentilerimin ötesinde çalmaya başlamıştı. Uzun kış geceleri, artık sıtmalı hüzünler taşımıyordu. Günlerce süren telefon konuşmaları, okunan yazılar, fikir alış verişleri, yerini; gecenin karanlığında, lambaların kenarında oluşan, yangın mavisi harelere bırakmıştı. Yıllarca dinlediğim, daha doğrusu dinlediğimi zannettiğim albümler sanki yeniden bestelenmiş gibiydi. Sonunda özlemini kurduğum, kendimce iyi bir sisteme sahip olmuştum. Belki ilerde daha üst bir cdp ve uzaktan kumandası olan bir anfi değişikliği olabilir diye düşünürken, sayın, Adnan Arduman dan bir mail geldi.

Her kim ki odyofildir, bu onu ilgilendirebilir.

Gallo Reference 3.1 hoparlorleri Timpani'ye ulasti ve pişmeye başladi.
__________________
Speakers Anthony Gallo Reference 3.1
Amplifier PrimaLuna Prologue Two
CD Marantz CD-17 MKIII
Tuner Marantz ST-17
Speakers Cable Ecosse sms 2.3 WBT-0644 Banana
CD Interconnect Kimber KCAG
Tuner Interconnect Ecosse Composer MkII
CD & Amplifier Power Chord Ecosse Big Orange
Vibrapod Isolators
EAT Cool Damper
Yodini Kablo Taşıyıcı
Yoda çevrim dışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı yaparak cevap ver
Eski 07-11-06, 13:44   #42 (permalink)
Junior Member
 
Katılım tarihi: Oct 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 46
Mesaj: 24
Standart

Bu güne kadar gördüğüm en güzel speaker karşımda duruyordu.( Aslında burda zevkler ve renkler konusu devreye giriyor. Benimle birlikte gören bir çok arkadaşım beğenmesine rağmen şeklini hiç sevmiyenlerde olabiliyor. Hatta tenekeden yapıldığını zannedenler bile var!) Hakında yazılanlar her hi-fi cihaza nasip olmayacak şeylerdi. Aslında yazılanlar bir yere kadar geçerli, daha önce belirtiğim gibi önemli olan dinlediğinizde sizin sevmeniz. Tabiki olmazsa olmaz kurallar hi-fi için de geçerli, fakat bu işte bir standart bulmak imkansız. Herkes büyük bir sahne yi beğenir yada güçlü ve kontrollü basları yada doğal orta ve üstleri. Bunları çoğaltmak mümkün. Peki sizin büyük sahneniz ne kadar büyük? Yada kontrollü dediğiniz baslar ne kadar kontrollü? Doğal bulduğunuz ses gerçekten doğalmı ? Sanırım yanıldığımız nokta neyi ne kadar duyduğumuz değil, neyi ne kadar yorumladığımız. Malum yaş ilerledikçe duyma yeteneğimiz azalıyor ama keyif alma duygumuz aksine gelişip çoğalıyor. Zaman içinde belki de farkında olmadan, yaşamın her konusunda olduğu gibi hi-fi konusunda da daha seçiçi olabiliyoruz. Duyduğumuz bütün sesler, her birimizi ayrı ayrı şekillendiriyor ve her birimiz kendi doğrusunu yaratıyor.
Bazı renk körlüğü vakalarında kişi renk körü olduğunu bilmez. Basit bir anlatımla , mesela o kırmızıyı, atıyorum kahverengi görür ama ismini kırmızı zanneder. Hepimiz çoçukluğumuzda bayrağın kırmızı olduğunu öğreniriz, işte renk körü, kırmızı dışında gördüğü bu rengi kırmızı olarak öğrenir ve ne zaman kahverengi bir cisim görse kırmızı zanneder. Düşünsenize gözle görüp, dokunabildiğimiz bir cisim bile farklı yorumlanabilirken, göremediğimiz, dokunamadığımız ve sadece duyup, hissettiğimiz bir şey için nasıl ortak bir algılama, ortak bir beğeni belireyebiliriz.

Hepimiz aynı şeyi dinliyoruz ama hepimiz farklı duyuyoruz.

Evet sıra dinlemeye gelmişti fakat yaşadığım rahatsızlıktan dolayı Timpani ye gidemedim. Uzun ve keyifli telefon konuşmalarından sonra Gallo ları almaya karar verdim. (sayın Adnan Arduman a buradan teşekkür etmek isterim. Zaman ayırıp, telefonda bilgilerini paylaşması ve gösterdiği ilgi benim için çok önemliydi. Müşteri, satıcı ilişkisi dışında gelişen bu süreçte, her ne kadar yüz yüze tanışmasakta, değerli bir dost kazandığım için çok mutluyum.) Almaya karar vermiştim de Gallo malesef yoktu. Yaklaşık 3 ay bekledikten sonra geldiler. Yeri gelmişken, forum da belkide bir çok kişinin gözünden kaçan ama hi-fi psikolojisini değişik bir açıdan yansıtan bir cümleyi alıntı yapmak istiyorum. Sayın Levent Büyük bir yazısında ; zaman içinde çok iyi çalan sistemlere sahip olduğunu ama bir süre sonra; yinede değişiklik yaptığını belirtiyor. Sadece iyileştirme için değil, bir cihazdan sıkıldığınız için bile değiştirebilirsiniz. Bu değişiklik; sadece daha doğru bir ses için değil, daha değişik bir ses için de olabilir. Hatta bu anlatacağım için bile olabilir. (Türkiye deki en pahallı sistemlerden birine sahip olan ve şahsen tanımasamda müthiş bir tecrübe ve bir o kadar bilgiye sahip olduğu hekes tarafından bilinen bir audiophile, kendisine yaptığı bir tweak ile ilgili soruya, -- faydası oldumu olmadımı bilmiyorum ama, akşam yattığımda rahat uyuyorum-- gibi doğal, dürüst ve bir çokları tarafından kendilerine bile itiraf edilememiş bir hi-fi gerçeğini söylüyor. Düşünsenize kendine sorulan soru karşısında evet yaptığım tweak, sahne ve üst ortaların daha iyileşmesini sağladı. Ayrıca alt frekanslar eskisine göre daha doğal ve belirgin olmasına rağmen, üst seslerin detayını yok etmiyor gibi bir yorum yapsa, ---Vallahamı ? --- diyecek halimiz yok değil mi?)
İşte yaşadığınız ülkenin ilk üçü, son beşine girme gibi bir derdiniz yok ise ve ne istediğinizi de biliyorsanız, belki de tenkit edilmeyi göze alıp doğruyu önce kendinize sonra başkasına söyler, akşam rahat uyumayı seçebilirsiniz. Allah rahmet eylesin büyük filozof Nietzsche derki: ---Yaşamın Anlamı Kendisinden Daha Değerlidir.--- Nacizane bende derim ki sahip olduğumuz sistemin bize yaşatıkları sistemin kendisinden daha değerlidir.
İşte bu noktada benim bu değişikliği yapma sebebim görsel anlamdaydı. Benim için olağan dışı bir tasarımdı. Tabiki çıkan sesin önemi var ama benim istediğim 703 kadar çalsın yeterdi. Sayın Adnan Arduman a, umarım 703 leri ses anlamında aramam demiş ve sevgili inis ve eşine dua edin 703 kadar olsun başka birşey istemiyorum demiştim.

Ve duaları kabul oldu.

Önce olumsuzlukları belirtmek gerekirse, Gallo lar pişene kadar sizde pişiyorsunuz. Her gün yaklaşık 20 saat çaldım. Sadece sabah ve akşam anfiyi soğutmak için ara verdim. Hatta uydu alıcısını bağlayıp televizyonu bile Gallolar dan dinledim. Yaklaşık 800 saat sonra, bir kaç gün ara verip 1000 saati tamamladım. Yanma süresi çalınan müziye ve ses seviyesine göre değişebilir. Ses seviyesi anfinin yaklaşık çeyrek konumunda ve hergün değişik bir cd çalarak gerçekleşti. Tabiki odada olmadığım zamanlar test cd leride çaldım. Bunları yaparken dvdp kullandım cdp perişan etmenin anlamı yoktu.
Yanma sürecinde Gallo, kocaman bir tırtıla benziyor. Bu koca tırtıl, dut yaprağı yerine sizin çaldığınız müzikten besleniyor. Azımsanmayacak kadar uzun geçen bu sürenin sonunda kozasını sessizce ören bu tırtıl metamorfoza uğruyor ve sizi olağan dışı güzellikte bir kelebek bekliyor. Peki bu kadar süre beklemeğe değiyormu derseniz ? O sizin kelebekten ne beklediğinize bağlı derim. Ben bu geçen sürenin her saniyesine değer olduğunu düşünüyorum. Fakat herkes benimle aynı şartlara sahip olmayabilir, bu yüzden yanma süresi dikkate alınması gereken tek ve önemli bir kusur.
Kabin tasarımı ile alışıla gelmiş speakerların çok dışında Gallolar. Mid üniteleri oldukça küçük ve insan ister istemez dinlemeden önce, vokaller konusunda endişeye kapılıyor. Malum birçok üretici kabin tasarımında üniteler için geniş bir alandan faydalanıyor. Ayrıca bas üniteninde, çapına rağmen görece olarak küçük bir kabin kullanılmış ve zaten küçük olan arka boşluğunu tamamen köpük parçalarıyla doldurulmuş. İç kablolar tek damarlı, üstü gümüş kaplı saf bakırdan oluşuyor. İzolasyon olarak, bilinen en iyi malzemelerden biri olan teflon kullanılmış. Bu arada mid üniteler özel bir işlemden geçirilerek iç yapılarına seramik özelliği kazandırılmış. Tiz üniteler ise gene Anthony Gallo tarfından patentli, 300 derece gibi sıra dışı bir yayılma açısına sahip.
Ödediğiniz paraya karşılık, çok iyi bir tasarıma ve ince bir işçiliğe sahip oluyorsunuz. Anthony Gallo, yorumculardan biri tarafından Leonardo da Vinci ye benzetilmiş. Katılmamak elde değil.
Yanmamış haliyle ilk dikkatimi çeken şey sahne performansı oldu. İyi bir sahne oluşturmak için sistemin yerleşimi ve sizin dinlediğiniz mesafe çok önemli. Sahip olduğum oda hem küçük hemde tavanı eğri ve basık. Bu durum da iyi bir sahne oluşturmak için çok uğraşıyordum. Bazen dinlediğin müziğin türüne ve kaydına bağlı olarak, oturduğum yerin 20 cm sağı, solu bile, zaten kısıtlı olan sahneyi etkiliyordu. Gallo lar, bırakın sağa sola oturmayı, ayağa kalkıp odanın içinde dolaşsanız bile oluşan sahneyi size hissettiriyor. Siz sahnenin büyüsüne kapılmışken, kendi cüssesinden beklenmiyecek bir bas odayı kaplıyor ve gördüğünüz şeyle duyduğunuz şeyin arasında ilişki kurmada sizi hayli zorlayacak bir vokal, olaya son noktasını koyuyor.
Yanma sürecinin 20 - 30 saat sonrasında üst frekanslar, bir süreliyine sizi terkediyor. Telaşa mahal yok! Bu kısa ve bir kereliğine gelişen bir ayrılık. İlk 100 saat geçilirken, orta ve üst orta sesleri de yanına alarak detaylı bir şekilde geri geliyor. Yanma süreci için, Anthony Gallo fenomen tanımlamasını kullanmış. Hatta benim gibi sabırsızlar için, tam pişme süreci öncesi ilk 100 saat, yüksek sayılabilecek bir volümde dinlenmesini ve mümkünse bu süreyi dışarda temiz hava alarak geçirmemizi önermiş.
Benim tesbitim 100 - 300 - 500- 800- 1000 -1200 saatleri geçilirken rahatlıkla duyabileceğiniz değişimler geçirdiği. Bu gözlemim sadece benim değil bu zaman zarfında, sıklıkla bana gelen dostlarımında katıldığı ortak bir düşünce. Hatta sizlerin forumdan tanıdığı bir dostum, 800 ve 1000 saatleri arasındaki vokal farkını, çok belirgin buldu. Yalnız burda önemli bir nokta ; değişim azalarak artıyor. 100 ve 300 arasındaki değişim 1000 ve 1200 arasındaki değişime göre çok daha fazla. Kendi kanaatim 600 saat den sonra çok keyifli dinletilerin yapılacağı yönünde. Bundan sonra değişim olurmu? bilmiyorum! ama olursa da nüans olacağını tahmin ediyorum.
Yanma süresi tamamlandıktan sora, gelişen sadece Gallo lar olmuyor. Dinledikçe, renklerden mümkün olduğunca arınmış, flat ve doğala çok yakın bir ses deneğimine sahip oluyorsunuz ve sıra dışı performansı, sıra dışı görüntüsünün önüne geçiyor.
Ünitelerin aynı kabin içinde olmayışı ve kabin ve gövde tasarımının, mdf yada ahşap malzemeye göre sert ve titreşimsiz olan soğuk döğme alüminyumdan yapılmış olması, sadece speaker için değil tüm hi-fi cihazların ortak sorunu olan, istenmiyen titreşimlerin önüne geçmekte çok başarılı. Küçük ve küresel tasarım, arka plandaki yankı etkisinden mümkün mertepe korunmasını sağlıyor. Bu da özellikle, vokal deki doğallığı getiriyor.
Biliyorsunuz belli bir frekanstan sonra alt seslerin yönünü tayin edemezsiniz. Fakat üst frekanslarda bu tersine döner ve sesi daha çok speaker dan duymaya başlarız. Gallo tiz ünitelerinin geniş yayılma açısı sayesinde, zaten kendini göstermezken, speaker iyice ortadan kayboluyor.

1200 saatin ardından...

Gövdeli, sıcak, temiz ve berrak bir sesi, yaralı bir kaplan gözü kadar derin bir sahne de, en küçük ayrıntısına kadar oya gibi tek tek işlenmiş detayıyla sunan bir speaker Anthony Gallo.
Yıllar sonra: İlk kez Akusta da yaşadığım o büyük heyecanı, hergün kendini yenileyen duygularla tekrar yaşamak, sahip olduğum küçük odadan daha büyük bu başka dünyanın, başka seslerini dinlemek, çok keyifli ve huzur verici.

Zaman içinde herşey değişiyor. Değişmeyen tek şey değişim. Bir gün gene bir mail alırmıyım ? Bilmiyorum. Hi-fi , sadakat anlamına gelsede, biz kendisine o kadar sadık değiliz.

Umarım yolu müzikten geçen herkes, en iyi deyil, en çok sevdiği sisteme sahip olur.

Saygılar.
__________________
Speakers Anthony Gallo Reference 3.1
Amplifier PrimaLuna Prologue Two
CD Marantz CD-17 MKIII
Tuner Marantz ST-17
Speakers Cable Ecosse sms 2.3 WBT-0644 Banana
CD Interconnect Kimber KCAG
Tuner Interconnect Ecosse Composer MkII
CD & Amplifier Power Chord Ecosse Big Orange
Vibrapod Isolators
EAT Cool Damper
Yodini Kablo Taşıyıcı
Yoda çevrim dışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı yaparak cevap ver
Eski 07-11-06, 14:02   #43 (permalink)
Senior Member
 
inispiritusengt Avatar
 
Katılım tarihi: Mar 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesaj: 1,015
Standart

sayın yoda... son cümlede yine yapmışsınız yapacağınızı... değil mi?
__________________
inispiritusengtum
inispiritusengt çevrim dışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı yaparak cevap ver
Eski 07-11-06, 14:02   #44 (permalink)
Senior Member
 
Katılım tarihi: Mar 2006
Mesaj: 215
Standart

elinize saglik
ahmahm çevrim dışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı yaparak cevap ver
Eski 07-11-06, 14:08   #45 (permalink)
Junior Member
 
Katılım tarihi: Mar 2006
Mesaj: 33
Standart

paylaştığınız için teşekkürler
sağlıklı günlerde kullanmanızı dilerim
kortin çevrim dışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı yaparak cevap ver
Eski 07-11-06, 14:11   #46 (permalink)
Senior Member
 
satbaba Avatar
 
Katılım tarihi: Mar 2006
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesaj: 780
Standart

Sn Yoda,

uzun zaman bekledik yazınız , yorumunuz için ,ama şunu belirteyim ki ;
inanınız gerçekten değdi beklemeye ..
Yazınızı çok çok büyük bir keyif ile adeta ,ben kendim ,yaşıyorcasına bir nefeste okudum

Teşekkürlerimi sunar sağlık içinde , keyifli dinletiler diler , tekrar hayırlı olsun derim..

En son satbaba tarafından düzenlendi: 07-11-06 saat 14:13
satbaba çevrim dışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı yaparak cevap ver
Eski 07-11-06, 14:13   #47 (permalink)
Member
 
hakan68 Avatar
 
Katılım tarihi: Mar 2006
Mesaj: 37
Standart

Sevgili Yoda inan okurken duygulandım.Çok güzel bir yazı olmuş.Eline, emeğine ve yüreğine sağlık.
__________________
STEREO:Cary CAD 572 SE Set Ampli,CEC TL51 Transport,CEC DX71 DAC,Antique Sound Lab Passive T2 Pre.,Project Perspective Pikap,Shure M97 Kartuş,Project Phono Box MKII,Reference 3A MM De Capo-i Hoparlör,AC Saf gümüş el yapımı interconnectler ve Hoparlör4 Kablosu.

Home Cinema:Yamaha RX-V430 AVR,Sony DVR K330 DVD,LG 42'' plazma,Epson EMP-TW20 Projeksiyon,JBL MRV 310 front,JBL CE25 Center,Mission 701 rear,JBL sub.
hakan68 çevrim dışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı yaparak cevap ver
Eski 07-11-06, 14:17   #48 (permalink)
Senior Member
 
satbaba Avatar
 
Katılım tarihi: Mar 2006
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesaj: 780
Standart

Alıntı:
hakan68 tarafından iletildi. Mesajı göster
Sevgili Yoda inan okurken duygulandım.Çok güzel bir yazı olmuş.
+1500 .....
satbaba çevrim dışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı yaparak cevap ver
Eski 07-11-06, 14:19   #49 (permalink)
Senior Member
 
inispiritusengt Avatar
 
Katılım tarihi: Mar 2006
Bulunduğu yer: istanbul
Mesaj: 1,015
Standart

Alıntı:
Yoda tarafından iletildi. Mesajı göster
sevgili inis ve eşine dua edin...demiştim.
abi sanmıyorum benimki tutmamıştır... belki pınar ınki bilemiyeceğim...
__________________
inispiritusengtum
inispiritusengt çevrim dışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı yaparak cevap ver
Eski 07-11-06, 14:33   #50 (permalink)
Senior Member
 
satbaba Avatar
 
Katılım tarihi: Mar 2006
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesaj: 780
Standart

Sn Yoda
bu arada bas amfili ve sade gallo için bir mukayese olanağınız oldu mu ?
satbaba çevrim dışı  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!Google Bookmark this Post!
Alıntı yaparak cevap ver
Cevapla

 

Konu araçları
Modları göster


Anthony Gallo Hoparlör ile benzer konular Benzer konular

Konu Konuyu başlatan Forum Cevaplar Son mesaj
Gallo Acustic Ref 5 Ls... inispiritusengt Stereo 0 19-02-08 13:53
Japon hoparlör firmaları ve ünlü hoparlör üreticileri Rridgeback Surround Hoparlörler 0 21-01-08 23:38

Saat ayarı GMT +3. Saat : 10:33.

Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO ©2009, Crawlability, Inc.
Page generated in 0.06561 seconds with 9 queries